Nureddin Yıldız hocadan dinleyelim

Posted by

untitledBilen bilir. Sosyal Doku Derneği diye bir dernek var. Bu derneğin internet sayfasında Nureddin Yıldız hocanın her haftanın pazar günleri yaptığı sohbetlerinin kaydı var. Hayat Rehberi ana başlıklı sohbetlerinin sayısı 237’ye ulaşmış durumda. Sohbetlerin süreleri yaklaşık bir saat.

Ben bu yazıyı yazmaya oturduğumda 65. ders kaydını izlemiş bulunuyorum. Oldukça öğretici, zihin açıcı sohbetler yapıyor Nureddin Yıldız. Her sohbetinde belli bir ana fikri açarak zihinlere yerleştirmeyi başarıyor. Öyle televizyonlarda ahkam kesen, yumuşak bir ses tonuna sığınarak milleti ağlatmaya çalışanlar ve zaten milletin az çok bildiği şeyleri otorite sıfatıyla tekrar edenler gibi değil kesinlikle. Zaman zaman sohbetin ana fikrine dönüyor, bazen birebir aynı cümlelerle bazen aynı anlama gelecek şekilde ana fikri vurguluyor.

Ayetlerden, hadislerden bahsederken “hikaye anlatmıyorum kardeşler” hitabıyla ayet, hadis nakledildiğine dikkatleri bir kez daha çekiyor. Ayet ve hadis naklederken, Peygamber Efendimizin, Sahabe-i Kiram’ın yaşadıklarından bahsederken, Müslümanların günümüzdeki durumlarını anlatırken bazen konuşması kesintiye uğruyor, yutkunmakta zorlanıyor, kendini zorlasa da kısa bir süre konuşamıyor. Bu samimiyetini, anlattıklarını ne kadar inanarak anlattığını anlamamıza yetiyor.

Nureddin Yıldız’dan öğrenecek çok şey var. Faiz haram mıdır, diye sorsak çoğu Müslüman herhalde haramdır diyecektir. Peki, kredi haram mıdır diye sorsak aynı Müslümana, ha o başka, ev alıyorsan, araba alıyorsan, üstelik enflasyon falan da var, hem bu devirde akrabadan, aileden yardım görmenin de imkanı yok, (bin dereden su getirir artık) diye kendisinin de anlamadığı bir sürü gevezelik ederek kredinin haram olmadığını söyleyecek yahut açıkça söyleyemese de bunu ima edecektir. Nureddin Yıldız Hoca ise bankayı şeytanın tuvaleti olarak görmemizi, dolayısıyla illa da gireceksek sol ayakla girip içinde bulunduğumuz süre boyunca estağfurullah diyecek hassasiyete sahip olmamız gerektiğini söylüyor. Banka ile yaptığımız her türlü alış-verişin ne manaya geldiği başka türlü nasıl anlatılır bilmem.

Din en güzel yaşanma biçimini Peygamberimizin ve Ashab-ı Kiram’ın hayatında buldu. Haliyle günümüz Müslümanının dinin nasıl yaşanacağı konusunda kaynakları (Kur’an ve Hadis) ve bu kaynakların vücut bulmuş halleri olan örnekleri var. Nureddin Yıldız bu hayatları anlatıyor. Anlatılan hadiseler 1400 küsür sene önce yaşandığı halde hayatiyetinden, örnek olma vasfından kesinlikle bir şey kaybetmiş değil. Günümüz Müslümanının anlatılanları nasıl anlaması gerektiği de açıklıkla ortaya konuyor.

Nureddin Yıldız’dan öğrendiğimize göre “ağlayan kütük” diye mübarek bir kütük varmış. Peygamberimiz (s.a.s) üzerinde ayetler okur, konuşurmuş. Becerikli bir marangoz kadın, Ya Resulallah (s.a.s) demiş, elimden gelir, sana güzel bir minber yapayım. Peygamberimiz de yap diye buyurmuş. Peygamber Efendimiz (s.a.s) yeni minber üzerinde konuşurken etrafta çocuk olmadığı halde ağlayan bir çocuk sesi duyuluyormuş. Peygamberimiz (s.a.s) durumu anlamış, kütüğün yanına varıp onu kucağına almış, sıvazlamış. Gömün bunu, diye buyurmuş ashabına. Artık üzerinde ayet okuyup konuşmayacağımı anladığı için ağlıyor, demiş. Nureddin Yıldız, kıssayı bu şekilde naklettikten sonra nasıl anlaşılması gerektiğini de söylüyor. Deden sağdı ya bir zamanlar, sizin evde Kur’an okunuyordu. Hala Kur’an okunuyor mu sizin evde? Ağlayan bir kütük mü yoksa eviniz, diye soruyor.

Bu naklin Nureddin Yıldız’ın sohbetlerinin önemini anlatmaya yeteceğinden emin değilim. Zihnimizde taşıdığımız, henüz bilgisi sağlam birine sorma fırsatı bulamadığımız birçok sorunun cevabını Yıldız’ın sohbetlerinde bulma imkanımız var. En iyisi kendimizi günde kaç sohbet dinleyebilirsek artık, bir süreliğine kursa, eğitime, derse katılıyormuş gibi düşünüp her sohbeti gözümüzü bilgisayarımızın ekranından ayırmadan ve dinlerken başka bir işle meşgul olmadan dinlemek. Bir filme ayırdığımız zamandan daha bereketli zamanlar yaşayacağınızı garanti ederim.

3 Comments

  1. abdullah says:

    diğer hocaları hicvettiğimi, ancak kendisine ilişmediğimi görünce, beni neden yazmadın diyerek yüreklendiren, yazma hevesimi kursağımda komadığı için bir ömür kendisine minnet duyduğum işin ehli adam. 1998

  2. Yahya Arslan says:

    bayrampaşa’dan tuzla’ya geliyordu 20 dakika sohbet için. bize bir şeyler anlatmak için. 20 dakika anlatıyordu, bir bardak çay bile içmeden gidiyordu. sene 2002. sonradan “işi vaktinden çok olanlar” adında kitaplar çıkardı zaten. :)

  3. Sadık Koç Sadık Koç says:

    nureddin yıldız hocanın köyünde bi çocuk varmış. babası oğlum git falanca köyde falan hoca var. onda falan kitap var. al onu oku, demiş. çocuk gidip hocadan kitabı istemiş. ben onu geturene kadar ne çektum, çok istiyosan buraya gelup okursun, demiş. çocuk her gün gidiş geliş 16 km yol yürüyerek dersini okumuş. bu hikayeyi anlatan nureddin yıldız bayrampaşa’dan tuzla’ya 20 dakikalık sohbetlere gelir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

“Namus”umuzu kim kurtardı?

Çoğu okulda Atatürk kitaplığı vardır ve bu kitaplık genellikle kütüphanede değil idarecinin kapısının yanında ya da buna benzer görünür bir...

Kapat