İki ciltlik genel kabuller bütünü: Oral Sander’in Siyasi Tarih’i

Bugüne kadar görev icabı, kendimi zorlayarak okuduğum birkaç siyasi tarih kitabı içinde yer yer beni heyecanlandırmayı başaran herhalde tek kitap Oral Sander’in iki ciltlik Siyasi Tarih’i oldu. Sander’in orijinal taraflarını yakalayabildiğimi söyleyemem. Ama siyaset tarihi yazarları içinde rahat okunurluğuyla galiba sosyoloji veya tarih yüksek lisans öğrencilerinin gözdesi bir isim Sander.

Sander genel kabullerin dışına çıkmayan bir tarihçi. Statükocu diyebilir miyiz? Dememek için şimdilik bir sebep göremiyorum. Yani onun kitabında da herhangi bir siyasi tarih kitabında rahatça rastlanacak tespitler, anlatımlar, tarihler mevcut. Kazananı haklı çıkarmak; kaybedeni, bunu hak etmişti zaten mantığıyla yargılamak. O yönüyle okullarda okutulan tarih kitaplarından pek farkı yok. Aralarda kendi yorumlarına da şahit oluyoruz. Daha doğrusu kendince farklı bulduğu yorumları aralara sıkıştırıyor. Siyasi Tarih’in beni heyecanlandıran tarafları da bunlardı zaten. Bunlardan birisi de liberalizm, ulasalcılık ve emperyalizm arasındaki kopmaz bağlara işaret etmesidir. Bunların nasıl aynı kaynaktan çıktıklarını ve birbirlerini nasıl beslediklerini, Sander (tahminim kendisi de fark etmeden) okuyucuya sezdiriyor, düşündürüyor. Yani faşizm, komünizm ve emperyalizm Fransız Devrimi’yle başlayıp I. Dünya Savaşı’nda serpiliyor. Ve II. Dünya Savaşı’nda meyvelerini veriyor. Asıl meyvesi ise tabii ki ABD oluyor. Buradan Teoman Duralı’nın “ABD, İngiltere’nin semiz bir çocuğudur.” sözüne atlanıp değişik sonuçlara ulaşmak mümkün. Şöyle demek de mümkün: Avrupa kendini yakıp yıkarak, kendi küllerinden ABD’yi yarattı. Aslında bunu söyleyerek, Avrupa’nın dünya egemenliğinde bir değişiklik olmadığını, yani egemenliğin Avrupa’dan ABD’ye geçmediğini, bilakis güçlenerek devam ettiğini söylemiş oluyoruz.

O zaman ABD’ye Avrupa’nın hayırlı bir evladı mı diyeceğiz? Rusya’ya isyankar evlat? Japonya’ya ise üvey evlat? Ha öyle mi? Biraz öyle. Biraz da hani bunların işte en başta söylediğimiz, Sander’in uzun uzun yazdığı genel kabullerden ibaret olduğunun da farkına varmamız gerektiğini söyleyeceğiz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Mavi Marmara’da Geceyarısı, bir hafta içinde kitapçılarda

 

Kapat